


1958 yılında Beşiktaş-İstanbul’da doğdum. Aslen Eğinli (Kemaliye) bir aileye mensubum.
Haydarpaşa Lisesi Edebiyat Bölümü’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1982 yılında bitirdim. Askerlik hizmetinden sonra bir yıl serbest avukatlık yaptım. Sonra hakim olmaya karar verdim. Sınavı kazandım; göreve başlamaya giderken bir tesadüf sonucu 1985 senesinde Garanti Bankası’nda avukat olarak çalışmaya başladım. 1987 Şubatı'nda Çukurova Grubu’na dahil İnterbank’ta işe başladım... Aynı görevi 1997 yılı sonuna kadar sürdürdüm. 1997 yılının sonunda Akşam Yayın Grubu Hukuk Müşavirliği’ne geçtim. Çukurova Holding’e bağlı bu yayın grubunda yönetici ve hukuk müşaviri olarak altı yıl çalıştıktan sonra emekli oldum. Emekli olduktan sonra yarı zamanlı olarak yayın grubuna danışmanlık yaptım. 2004 yılından beri serbest avukatlık yapıyorum.
Av. Leyla Soysal’la evliyim ve Ayşegül isimli bir kızımız ve Atasaygın isimli bir oğlumuz var. Damadım (artık oğlum) Burak'la kızım Ayşegül'ün evliliğinden 5 Aralık 2023 tarihinde torunum Maya Taşçı dünyaya geldi. Minik kızımız bize can suyu oldu...
Yayımlanmış kitaplarım şunlardır:
Anadolu Feneri “Tarihten Gelen Işık” (1997),
Rumeli Feneri “Kara Deniz Beyaz Işık” (2004),
Özgür Kız (2008)
On Binlerin Yürüyüşü (2014)
Anadolu Feneri "Tarihten Gelen Işık" (Genişletilmiş 2. Baskı 2021)
Sen - Şiirler (2021)
Ben- Şiirler (2022)
Öteki- Şiirler (2023)
Maya- Şiirler (2024)
Ayrıca basılmamış Basın Hukuku isimli bir kitabım da bulunmaktadır. Yine, Akşam Gazetesi’nde çalışırken pazar günleri çıkan Pazar Sürprizi isimli ekte dört yıl boyunca çeşitli konulara dair yazılarım yayımlanmıştır. Dayım Mehmet Tüfekçi'nin anılarının yer aldığı Mustafa Kemal'in Köy Enstitüleri kitabını yayıma hazırladım. Bahsettiğim bu kitap 2006 senesinde yayımlandı. Yerel tarih ve şiirle ilgileniyorum.
---------------------------------------------------------------------
Şiirin, Hukukun ve Hayatın Kesiştiği Bir Yol
Hayatımın iki önemli alanı hukuk ve şiir oldu. Hukuk bana toplumsal düzeni, sorumluluğu ve adalet duygusunu öğretti; şiir ise insanın iç dünyasını anlamanın ve anlatmanın en güçlü yollarından biri oldu. Bu nedenle şiiri yalnızca bir yazı türü olarak değil, hayatın bir yolu olarak görüyorum. Yazdığım şiirlerde çoğu zaman hem bireysel duyguların içtenliği hem de toplum karşısında sorumluluk duyan bir insanın düşünceleri bir araya gelir.
Edebiyatla ilişkim gençlik yıllarında başladı; fakat özellikle son yıllarda yoğunlaşan bir üretim sürecine dönüştü. Bugüne kadar yüzlerce şiir yazdım. Bu şiirlerin önemli bir kısmı kitaplarda, dergilerde ve edebiyat platformlarında yayımlandı. Şiirlerimde kimi zaman hece ölçüsünün geleneksel ahengini, kimi zaman da serbest şiirin daha özgür anlatımını kullanırım. Bu bakımdan kendimi Türk şiirinin hem klasik hem de modern damarından beslenen biri olarak görüyorum.
Bugüne kadar yayımlanmış beş şiir kitabım bulunuyor: “Sen”, “Ben”, “Öteki”, “Maya” ve “Mavi Kapı”.
Bu kitapların her biri şiir dünyamın farklı bir yönünü yansıtır.
“Sen” kitabında daha çok sevgi, insan ilişkileri ve iç dünyaya dair lirik şiirler yer alır. İnsanların birbirleriyle kurduğu bağın sıcaklığını ve inceliğini anlatmaya çalıştım.
“Ben” kitabı ise daha çok insanın kendi içine yöneldiği bir sorgulamayı içerir. Hayat, zaman ve varoluş üzerine düşünceler bu kitapta şiir diline dönüşür.
“Öteki” kitabında birey ile toplum arasındaki ilişkiyi ele aldım. İnsanların birbirini anlamakta zorlandığı bir dünyada “öteki” kavramı üzerine düşünmek ve bunu şiirle ifade etmek benim için önemliydi.
Benim için en özel çalışmalarından biri “Maya” kitabıdır. Bu kitaptaki şiirlerden bir kısmı torunum Maya için yazdıklarımı ihtiva eder. Bir çocuğun büyümesini, dünyayı keşfetmesini, ilk sevinçlerini ve masumiyetini şiirle anlatmaya çalıştım. Bu şiirler benim için yalnızca bir edebî çalışma değil, aynı zamanda hayatın en saf ve en içten duygularının kaydıdır.
Beşinci kitabım olan “Mavi Kapı” ise hem sembolik hem de gerçek bir mekândan doğan şiirlerden oluşur. Anadolu Feneri’nde bulunan ve aynı adı taşıyan mekân, dostlukların ve sohbetlerin paylaşıldığı bir yer olarak hayatımda önemli bir yer tutar. Bu kitapta deniz kıyısındaki hayatın sakinliği, dostlukların sıcaklığı ve insan hikâyeleri şiire dönüştü. “Mavi Kapı” benim için aynı zamanda hayat felsefemi temsil eden bir simgedir: insanlara açık bir kapı, bir dostluk mekânı ve şiirin hayatla buluştuğu bir eşik.
Şiir kitaplarımın yanında yerel tarih ve kültür üzerine yazdığım iki monografi çalışmam da bulunuyor: “Anadolu Feneri” ve “Rumeli Feneri”.
Bu kitaplarda İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açıldığı noktadaki iki tarihî yerleşimin geçmişini, kültürünü ve insan hikâyelerini anlatmaya çalıştım. Anadolu Feneri ve Rumeli Feneri yalnızca coğrafi noktalar değildir; yüzyıllar boyunca denizcilerin, balıkçıların ve bölge insanının hayatına tanıklık etmiş yerlerdir. Bu çalışmaları yazarken hem tarihî kaynaklardan hem de yerel anlatılardan yararlandım. Böylece bu bölgelerin kültürel hafızasını kayıt altına almayı amaçladım.
Şiir yazarken dil benim için çok önemlidir. Türkçenin zengin söz varlığından yararlanmayı severim; fakat gereksiz süsten kaçınırım. Yalın ama etkili bir anlatımın daha güçlü olduğuna inanırım. Bazen halk şiirinin sıcak dili, bazen divan şiirinden gelen kelimeler, bazen de modern Türkçenin sade anlatımı şiirlerimde bir araya gelebilir.
Doğa da şiirlerimde önemli bir yer tutar. Deniz, rüzgâr, çiçekler, mevsimler ve kıyı kasabalarının atmosferi dizelerimde yerini alır. Özellikle İstanbul’un kuzeyinde yer alan Anadolu Feneri çevresi benim için önemli bir ilham kaynağıdır.
Benim için şiir yalnızca estetik bir ifade biçimi değildir. Aynı zamanda hayatın içindeki sevinçleri, acıları ve düşünceleri paylaşmanın bir yoludur. Bazı şiirlerimde bireysel duygulara yönelirken, bazı şiirlerimde toplumsal meseleleri de dile getiririm. Adalet, vicdan ve insanlık gibi kavramlara şiirlerimde rastlanır.
Şiir anlayışımda okuyucu ile kurulan bağ da çok önemlidir. Bana göre şiir, okuyucunun zihninde yeni anlamlar ve hayaller uyandırmalıdır. Bu yüzden bazen dizelerimde bilinçli olarak açıklık bırakırım; okuyucunun kendi hayalini şiire katmasını isterim.
Bugüne kadar yüzlerce şiir yazdım ve yazmaya devam ediyorum. Şiir kitaplarım ve yerel tarih üzerine yaptığım çalışmalarla edebiyat ile hayat arasında bir köprü kurmaya çalışıyorum.
Dizelerimde bazen bir aşkın sıcaklığı, bazen bir hatıranın hüznü, bazen de bir çocuğun gülüşü vardır. Benim için şiir yalnızca bir sanat değil; yaşadığım hayatın kalıcı bir hatırasıdır.
Ali Soysal 14 Mart 2026
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.